YÖRÜK KIRKA KÖYÜ
  OYUNLAR-FIKRA
 


.......................

Hangi Hafta ve Hangi gün dogdugunuzu ögrenmek istermisiniz?

Doğum gününüzü yazın...(ve göster butonuna basın.):

Doğduğun Ay (1-12):

Ayın hangi Günü?(1-31):

Doğduğun Yıl(ms. 1960):

Doğduğun zaman :

Doğduğun Gün:

Aşağıdaki Kutulara Bilebildiginiz Kadarı ile Doğum Senesi , Ay ,Günü , Saati , Dakikası , Sn nizi yazınız ve Start Butonuna Basarak Detaylı Yaşınızı Öğrenin. Otomatiği Sectiğiniz Takdirde Zaman işlemeye devam edecektir.

Sene Ay Gun Saat Dakika Saniye
Otomatik Normal
  • .
  • DOGUM Sene
  • .
  • DOGUM Gun
  • .
  • DOGUM Saat
  • .
  • DOGUM Dakika
  • .
  • DOGUM Saniye


    .............................GARİP TÜRK HUYLARI.....................

    1. Kağıt mendili kumaş mendil gibi günlerce buruşuk şekilde cebinde taşır.
    2. Rüzgarlı havalarda küller uçmasın diye küllüğe su koyar.
    3. Serçe parmağını kulağına sokup iyice sallayarak karıştırır.
    4. Ancak bir Türk gazete bulmacasını hep başkalarına sora sora çözebilme becerisini gösterip , kendisi çözdü diye sevindirik olabilir.
    5 . Sakal traşı olduktan sonra kanayan yerlerine küçük kağıtlar yapıştırır.
    8. Soba borusu aktığında yoğurt kaplarını telle soba borusuna bağlar.
    9. Nezle olunca tuvalet kağıdını uzun bir şerit yaparak kullanir.
    10. Diş fırçasıyla dişini fırçalamayıp da saçını boyamak için kullanan birini görürseniz , o saçını seven bakımlı bir Türk'tür.
    11. Konuşma yeteneği olan hayvanlara ilk olarak küfür etmesini öğretir.
    12. Sahilde mayosunu kabinde giymek yerine arkadaşlarına havlu tutturarak giymeye çalışıp bir de arkadaşlarına 'bakmayin lan' diye çıkısır.
    13. Çorabının kirlenip kirlenmediğini burnuna götürerek kısa süreli koklayarak anlayan kişi temizliğine düşkün bir Türk'tür.
    14. Daha birinci telefon zili çaldığında telefonun başına dikilir ama açmak için ikinci kez çalmasını bekler.
    15. Bir dükkana girip , onun bunun fiyatinı sorduktan sonra 'abi araba beş dakka dursun, ben hemen gelicem' deyip, 2 saat sonra gelir.
    16. Cebinden çıkardıgı paraların içinde en eskisini özenle arayıp bulduktan sonra para üstü verir.
    17. Trafikte ambulansın peşine takılarak sıkışıklıktan kurtulup ,uyanıklık yaptığinı zanneder.
    18. Kağıt paraların üzerine not alır ve parayı harcadığı için notu kaybeder ve ya elden ele dolaşacagını bildiğinden komik yazilar yazar. ( Paranın ön yüzüne tehlike anında arkayı çeviriniz yazıp anında çevirince de şimdi değil salak tehlike anında yazanlardan bahsediyoruz .)
    19. Çocuğu yanlışlıkla elini kestiği veya düştüğü için agladığında elini kesti veya düştü diye çocuğunu döver.
    20. Taksi tuttuğunda taksicinin yanına oturur .Eğer üç dört kişi taksi tutuyorsa , taksi parasını veren kişi ön koltuğa oturur.
    21. Kürdanla dişini karıştırıp önce çıkarıp bakar , sonra tekrar ağzına koyar.
    22. Ütü fişi , teyp fişi veya televiyon fişi kablosunun bakır teli dışarı çıkmış ise çocukları elektrik çarpmasın diye bakir teli selobantla yapıstırır.
    23. Ailece televizyon izlenen bir evde kumanda babanın elindeyse ve o ne izlerse diğerleri de onu izlemek zorunda kalır.
    24. Çantasının içinde yeni tanıştığı birisine bile çekinmeden göstermek üzere en güzel fotoğraflarını ve aile albümünü taşıyan birisini görürseniz hemen boynuna sarılmayın yoksa çantayı kafanıza yiyebilirsiniz , çünkü o kişi bir Türk kızıdır.
    25. Bir Türk esnafı , müşterisinden aldığı parayı önce iki ucundan tutup iki defa gerginleştirir daha sonra da güneşe veya ışığa doğru tutup bakarak sahte olup olmadığını anlar.
    26. Evin bir odasının ampulü patladığı zaman yenisini almayıp da fazla kullanmadıgı bir odanın ampulünü onun yerine takar.
    27. Evinde bulunan saksıların dibini kültablası olarak kullanır.
    28. Dişlerini gazoz açacağı , fındık ve ceviz kıracağı olarak kullanır.
    29. İşinde iyi olan birisini överken hakaretle iltifat eden bir Türk'ten başkası olamaz. (Şerefsizin oğlu ne iş yapmış be kardeşim, helal olsun)
    30. Aracın sinyal lâmbaları dururken kolunu çıkararak 'dönüyorum' hareketi yapar.
    31. Yemeğin etini en sona birakir.
    32. Dingildeyen bir masanın ayağına kağıt sıkıştırma fikri bir Türk'ündür.
    33. Dişlerinin arasından 'viij viij' diye ses çıkarır.
    34. Tv'de film seyrederken filmin oyuncularıyla muhatap olan (dur oraya gitme öldürecekler seni) Türk sinema severlerdir.
    35. Arabasına öküz, köpek, horoz sesli korna taktırma fikrinin patenti bir Türk'e aittir.
    36. Gazete kağıdını en iyi şekilde kullanır.(Cam silme bezi, külah, mendil, sofra bezi )
    37. Plastik yoğurt kabını saksı yapar.
    38. Arabasının arkasına yazı yazar .(Rahmetli de sollardı, tek rakibim THY, kroyum ama para bende)
    39. Uçakta bulunan tanıdıklarına uçak havalandıktan sonra görmeyeceğini bildigi halde el sallar.
    40. Çiğnediği sakızı daha sonra çiğnemek üzere kafasındaki tülbende yapıştıran bir Türk kadınından başkası değildir.
    41. Tek abdestle beş vakit namaz kılmak için iki büklüm kıvranır.
    42. Desenlerini çok beğenerek aldığı yeni bir mobilyanın üstünü başka bir örtü örterek kullanır.
    43. Geçirdiği bir trafik kazasından sonra kanlar içinde çıkıp,çarpılmış arabasına üzülür.
    44. Tüp kaçırıyor mu, kaçırmıyor mu diye kibrit yakıp kontrol eder.
    45. Otoyolda, otomobilin gaz pedalına tuğla koyup, yorulmadan kullanma fikri bir Türk'ündür.
    46-Yeni aldığı bir elektronik aletin etiketini çıkarmadan kullanır ( cep tel şeffaf bantla,otoyu kalite kontrol etiketiyle vs.)


    .................FIKRALAR......................



    --------Hande mi yener funda mı arar
    hayır seray sever
    bu 3une önce nejat işler sonra ahmet çakar,
    bu geyik adamı celal bayar,
    bu geyiğe dayanamayan ferhat göçer.
    yıllar sonra bunlar tarih olur gönül yazar mehmet okur.
    bütün bu söylediklerime de
    kadir inanır...



    --------Karadenizliler, bir konferans duzenlerler. Bu konferansa konusmaci olarak unlu bir Amerikali bilim adami da davet edilir. Amerikali konuk, bir hafta erken gelir, hem tatil yapar hem de Turkleri yakindan tanima firsati bulur. Karadenizliler ile Amerikali bilim adami hemen her konuda anlasirlar, uyum icinde konferans biter. Ayrilik gunu gelir, Karadenizlileri alir bir dusunce. Biz bu degerli bilim adamina ne alalim? Aralarinda toplanirlar, baskan konunun onemini vurgulamak icin der ki: Biz bu Turk dostu, degerli bilim adamina nasil bir hediye alalim ki bizi unutmasin? Hem kullanisli bir sey olsun, hem her eline aldiginda bizi hatirlasin? Salonda kisa bir sessizlik olur, arka siralardan Temel elini kaldirir: "Sünnet ettirelim..! "

    --------TEMEL ÇOK LÜKS BİR LOKANTANIN TUVALETİNE GİTMİŞ. TUVALETTEN ÇIKTIKTAN SONRA LEVHAYA BAKMIŞ KÜÇÜK 250 BÜYÜK 500 YAZIYORMUŞ. TEMEL CEBİNDEN 750 BİN ÇIKARMIŞ. 'KARIŞIK' DEMİŞ

    --------İki tane dağcı, birisi kekeme, dünyanın en yüksek dağına tırmanacaklarmış. Dağın ortasına tırmandıklarında, bizim kekemenin yine dili tutulmuş: -"Çad.. çad.. çad..!" demeye başlamış. Öbür ki de; -"Yukarı çıkalım, söylersin." demiş. Çıkınca sormuş; "ne diycektin lan?" diye. -"Çad.. çad.. çad.. çadırı aşağıda unuttuk!" diyor kekeme olan. Çadır olmayınca Aşağı inmeye karar vermişler dağın ortasında kekeme yine; -"Şak.. şak.. şak..!" diye konuşmaya çalışmış. Öbür ki de, yine; -"Aşağı inelim, söylersin" demiş. Aşağı inmişler. Adam bakmış, çadır madır yok! Dönmüş ve sormuş: -"Sen ne diyecektin?" diye... -"Şak.. şak.. şak.. şaka yaptım!"

    --------98 dünyakupasını FRANSA milli takımının kanzandığını gören Fatih Terim hemen ilk uçakla fransaya fransanın hocasından taktik almaya gider.Fatih hoca,fransanın hocasına "ya hocam sız nasıl şampiyon oldunuz özel bir yöntem mi kullanıyosunuz" der. Bunun üzerine fransa milli takımını hocası "Yo hayır.Ben sadece futbolcularıma zeka testi uyguluyorum.Bakın" der ve Fransa milli takımında forma giyen Zidane ı yanına çağırır ve şöyle der "Zidane senin ananın babanın çocuğu ama kardeşin değil, kim bu?" der. Zidane da "Benim, hocam"der. Fatih Terim de aynı şeyi kendi futbolcularında uygalaya karar verir ve Istanbula geri dönüp Hakan Şükürü yanına çağırır ve "Hakan senin ananın babanın oğlu ama kardeşin değil,kim bu?" der, Hakan da "Hihi bi dakka hocam gidip bi Hagi ye sorayım hihi" der. Hagi ye gidip "Hagi senin ananın babanın oğlu ama kardeşin deil,Kim bu?" der Hagi de "benim tabiki" der. Bunun üzerine Hakan şükür Fatih hocaya döner ve "Hagiymiş hocam" der.. Fatih terimde"Saçmalama oglum ne hagi si.. Zidane" der..

    --------padişahın biri bir gün sarayının etrafına kocaman bir göl yaptırır. Gölün içine bütün vahşi deniz yaratıklarını atar ve ülkenin dört bir yanına "her kim burdan yüzerek karşıya geçerse mirasım ve kızım onundur" diyr mustular salar. suya atlayan herkes ya geri döner ya da vahşi balıklara yem olur.Derken adamın birinin hiç ardına bakmadan son hızda yüzdüğü- nü görürler. padisah nefes nefese kalmıs olan adama sorar: -söyle bakalım kızımı mı istiyorsun? adam hala nefes nefesedir: -hayır. -tahtımı mı istiyorsun? -hayır -E söylesene be adam ne istiyorsun benden. -Onu bunu bosver de beni iten orospu cocugunu bul bana

    --------Dünyaca meşhur, zengin, yakışıklı bir işadamı, İstanbul'un ünlü bir restaurantında 10 kişilik bir rezervasyon yaptırıp masada kuş sütünün bile eksik olmamasını söyler. Restaurant, akşama gelecek konuğu ağırlamak için tam teşekküllü bir masa hazırlar. Saat 20:00 gibi, beklenen konuk gelmiştir. Fakat 10 kişi değil, sadece kendisi ve omuzundaki bir kuş ile.. Adam yavaş yavaş tabağındaki eti yer ve şarabından bir yudum içtikten sonra parmağını şıklatır ve omuzunda oturan kuş uçarak beş dakika içerisinde masada ne var ne yok yer bitirir ve tekrar adamın omzuna konar. Restauranttakiler şaşkın şaşkın bakarken, adam garsonu çağırarak masayı yeniden donatmasını ister. Masa tekrar donatılır ve adam yine yavaş yavaş tabağındaki eti yer ve şarabından bir yudum içtikten sonra parmağını şıklatır ve omzunda oturan kuş uçarak beş dakika içersinde masada ne var ne yok yer bitirir ve tekrar adamın omzuna konar. Restauranttakiler iyice şaşırmış bir halde bakarken, adam garsonu çağırarak masayı yeniden donatmasını ister. Buna dayanamayan garson sorar; - -Beyefendi, affedersiniz ama bir açıklama yapar mısınız? Adam gayet sakin; - -Tabi - der ve anlatmaya başlar. -Günün birinde yolda ihtiyar bir adama yardım ettim, meğer adam cinmiş, ve benden üç dilek istememi söyledi. O zamanlar fakir olduğum için ilk dileğim çok para sahibi olmaktı, o günden beri kürekle para harcarım bitmez. İkinci dileğim çevremde çok kadın olsundu; hiç eksik olmadılar, üçüncü ve son dileğimse doyumsuz bir kuş sahibi olmaktı. Yanlış anladı Pezevenk der.

    --------Dilbilgisi dersinde ögretmen: "Sarı saçlı kız elleri pencerenin pervazına dayalı halde dışarı baktı ve güldü." cümlesini kim bana kısaltıp söyler?" diye sorunca, Temel;hemen ayaga kalkar ve söyle der: - Orospi

    --------O gun barda her sey sakindi, piyanist beylik parcalarindan birini calarken millet masalarda pokerin tadini cikartiyor bir yandan da viskilerini yudumluyordu, derkeen, iceriye bir adam geldi ve bara yaklasip: - Hey barmen, herkese benden bir viski, sen de ic bir tane. Barmen bardaklari parlattigi kirli bezini birakip bu yagli musterinin istegini memnuniyetle yerine getirdi, bir bardak ta kendi ict. Bu is bir kac tur gerceklestikten sonra adam barmen artik parayi isteyince adam: - Ne parasi barmen sen verdin biz ictik. dedi Bunun uzerine barmen adami bir guzel patakladiktan sonra kapi disari etti. - Ertesi gun yine ayni adam ayni bara gelip: - Hey barmen, herkese benden bir viski, ama sana yok viski, sen icince sapitiyorsun.

    --------Sarhoş bir yeniçeri ağası bir gün dolaşırken bir Yahudiyi görmüş hemen üstüne atlamış "siz İsayı öldürdünüz!!" diye.. Yahudi panik içinde "ama efendim o 1500 yıl önceydi" diye.. Yeniçeri ağası "napiim ben yeni öğrendim" demiş.

    --------Yaşlı ve çirkin bir kadın soluk soluğa karakola gelip şikayetçi olur : -Adamın biri beni bir saattir izliyor, kendimi buraya zor attım, galiba sarhoştu memur bey, der. Polis çirkin kadını tepeden tırnağa süzüp cevaplar : -Galiba değil, besbelli sarhoşmuş, der.

    --------Temel bir gün bir düğüne gider. Düğünde en arka masaya oturup başlamış içki içmeye. Aradan iki saat geçmiş. Temel sarhoş olarak sahneye çıkıp mikrofonu almış ve davetlilere hitaben; hepinizi üsten aşşa s.cayım ama habu beyaz cömlekli hariç demiş ve masasına oturmuş... Aradan 1 saat daha geçmiş ve Temel daha da sarhoş olarak sahneye çıkıp tekrar; hepinizi üstten aşşa s.cayım habu kenardaki beyaz cömlekli hariç demiş. Aradan bir saat daha geçmiş ve yine sahneye çıkıp hepinizi üstten aşşa s.çayım habu beyaz cömlekli adam hariç deyince bir davetli dayanamamış; yaw hepimizi ustten aşşa s.çtın anladık ta o beyaz gömlekli adama nıye s.çmadın? Temel : ona cotumi sileceğum demiş.

    --------Adam karısıyla arabada giderken polis sirenini duymuş, hemen sağa çekmiş ve polis gelmiş: "Buyrun memur bey?" "Beyefendi direksiyon başındayken cep telefonuyla konuşuyordunuz "Yok efendim sadece bip yaptı, ben de şarjı mi bitiyor diye baktım" Karisi lafa atlamış: "Aaa yapma hayatim. yarim saattir ortağınla iş görüşmesi yapıyordun telefonda" Adam karısına tip tip bakarken polis yine sormuş: "Beyefendi emniyet kemerinizi neden takmıyorsunuz???" "Memur bey takmıştım ama sizin geldiğinizi görünce durduktan sonra çözdüm" Karisi yine atlamış: "Aman sekerim sen de o kemeri hayatında bir kere taktın mi acaba...." Adam kadına bir tane patlatmamak için kendini zor tutarken; polis bu sefer de arabayı incelemeye başlamış vee... -"Beyefendi bakar misiniz sağ sinyaliniz de kırık" "Aaaa.. kırık mi?? Sabah yola çıkarken kontrol ettim kırık diildi... yolda oldu galiba, hiç de fark etmedik" Karisi çenesini tutamamış yine: "Amma da attın kocacım, sana 3 haftadır söylüyorum artık su kırık sinyalin icabına baktır diye....." Adam en sonunda dayanamamış bağırmış: "BANA BAK SEN SUSUCAK MISIN ÇAKICAM SIMDI SURATININ ORTASINA!!" Polis kadına sormuş: "Hanımefendi esiniz size hep böyle mi davranır?" Kadın cevap vermiş: "Yok canim....sadece alkollü olduğu zaman"

    ---------Adam geç saatte zil zurna sarhoş eve geldi. Karısı uyuyordu. Tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra karısının yanına geldi ve kadını uyandırdı. - Karıcığım, - Ne var ? - Sen ne mükemmel bir kadınsın be, birtanesin. - Ne oldu gene ? - Ne olacak tuvaletimize o otomatik lambayı ne zaman taktırdın ? Harika olmuş. - Ne diyorsun sen ne lambası ? - Valla ne bileyim hayatım, tuvaletin kapısını açınca ışık yanıyor kapatınca sönüyor. Bu duyan kadın öfkeyle yerinden fırladı : - Allah belanı versin pis sarhoş yinemi buzdolabına işedin !

    --------Temel bir gün dursuna - "dünyada kac tane deli vardir "diye sorar! dursun düsünü düsünür bi türlü bulamaz! peki sen söyle der ! temelde derki coook basit : - Deli,Zirdeli, vede Nigdeli der.

    --------Deli , kahveye girdiğinde soluk soluğadır. Boş bir masaya oturup ocağa seslenir; - Bana bir çay ! Çay gelir, şekerleri atıp karıştırır. Garsonadan yine şeker ister. Onları da atıp karıştırır, yeniden ister. Garson; - Sekiz şeker koydunuz çaya, der şaşkın şaşkın, - Koydum ama , işte görüyürsun, hepsi eriyo

    --------Başhekim bir gün deliler hastanesinde hastaları ziyarete çıkar ve bir köşede delilerin kendi aralarında bir rakam söyledikten sonra güldüklerini görür ve sorar: - "Neden söylediğiniz her rakamdan sonra gülüyorsunuz diye?" Delinin biri cevap verir: - "Biz der bütün bildiğimiz fıkralara numara verdik.. 5 dediğimiz zaman 5 numaralı fıkra aklımıza geliyor gülüyoruz; 8 deyince 8 numaralı fıkra aklımıza geliyor, gülüyoruz", demiş. Başhekim "bir de ben söyleyeyim o zaman", demiş. "5", demiş çıt yok, "7" demiş çıt yok.. Bakmış çıt yok; sormuş "ben söyleyince neden gülmüyorsunuz?" Delinin biri cevap vermiş: - "Başhekimim anlatmadan anlatmaya fark var..."

    --------Birgün kahya rüya görür.gelip bunu ağasına haber verir. ağaya der ki,ağam dün bir rüya gördüm. ben bok çukuruna düştüm. sen ise bal çukuruna düştün. ağa gururlanarak eee olacak o kadar.ben koskoca ağayım. sen ise basit bir kahyasın. Ama ağam demiş kahya, birbirimizi yalayarak temizlendik

    --------bizim iki lazio koyden istanbula gitmisler, masaj salonu gormusler.iç masaj 40 lira dis masaj 20 lira ytabelasini okumuslar. "dis masaj 20 lira" daha hesapli demisler. girmisler bakalim nedir diye, hatun gelmis bunlara masaj yapmis, sakso, body suck falan acaip mutlu cikmislar bunlar, koye gitmisler. millete anlatiyorlar, herkes deli oluyor, sonra bi daha gitmisler ayni yere, bu sefer "iç masaj 40 lira" bu daha iyi demisler girmisler, iri yari azman herifin teki gelmis bunlara masaj yapmis bi de zikmis gondermis. bizimkiler disari cikmis demiski biri otekine, la temel habuni gidup koyde anlatmayasun, bizim koyli milleti cahildur, ic masajdan anlamazlar, bizi zikulduk sanarlar...

    --------aganin biri dunyayi gezip goreyim demis. her yolculugundan sonra koyluyu, kahvede etrafina toplayip, gezip gorduklerini anlatirmis ki marabasinin da vizyonu genislesin. yine bir yolculuk sonrasi kahvede koylusunu etrafina toplamis.koylu baslamis sormaya : - agam bu sefer nere gettin? - afrike%ye getmisem - agam efrike de ne yaptin? - safari ya çikmisem. - hele bu sefari ne ola ki? - hele arabaya biniysen. araziye ovaya cihiysen,nerde bi heyvan goriysen, pesinden arabayi suriysen.heyvana yetisip tufek ile vuriysen. - agam sen hec heyvan vurdiin? - heee vurdim - ne vurdin? - zebra vurdim - agam hele bu zebra ne ola ki? - esegi biliysen? - hee.. - aha, esegin siyah beyaz cizgili olani - abov..agam baska ne vurdin? - zurefa vurdim. - hele bu zurefa ne ola ki? - esegi biliysen? - hee.. - aha, esegin bacaklari iki metre, boynu 3 metre olani - abov..agam baska ne vurdin? - gergedan vurdim. - hele bu gergedan ne ola ki? - esegi biliysen? - hee.. - aha, esegin derisi biraz kalin olani, bir de burnunda iki tane boynuz vardir - abov..agam baska ne vurdin? - piton vurdim? - agam bu piton ne ola ki? - esegi biliysen? - hee. - esegin aleti biliysen? - heee.. - aha, onun 4 metre olani. ama esek yoktir.

    --------Yasli ve cahil bir köylü hayatinda ilk defa rahatsizlik geçirir. sehre iner ve bir doktora gider. doktor; - neyin var diye sorar. yasli amca; - karnim çok agriyor der. doktor hastaligini bilir ve yasli amcaya 3 fitil vererek kullanmasini söyler. amca gider ve ertesi gün agrilari daha fazla artmis olarak doktora tekrar gelir. doktor; - noldu amca der. amca kivranarak; - fitilleri kullandim ama karnim daha çok agridi der. doktor hemen bir röntgen filmi çeker ve ayri bir odada filme baktiginda adamin midesinde 3 adet fitil görür. doktor hemen adamin yanina kosarak; - amca naptin sen der. amca; - noldu doktor bey der. doktor; - amca bu fitiller yutulurmu der. amca döner; - napacaktim dötümemi sokacaktim der.

    --------Birinci sinifa baslayan çocuklara ögretmen, babalarinin mesleklerini soruyordu : -Söyle bakalim Temel, baban ne is yapiyor? temel: -Otobüsleri kaldiriyor efendim, dedi.Bir sira önde oturan bir çocuk yanindaki arkadasina yavasça sordu : -Pekiyi anlayamadim, neymis babasi? Arkadası büyük bir saflikla cevap verdi : -Vinç miş, vinç!

    --------birgün tavuk pazara gidicekmiş ama yavruları olan civcivleri kime emanet ediyim diye düşünmüş düşünmüş...sonra aklına komşusu olan horoz gelmiş gitmiş demişki:horoz kardeş ben pazara gidiyorum ben gelene kadar civcivlerime bakarmısın demiş.horozda: tabi ne demek tavuk kardeş demiş tavuk pazara gitmiş neyse gelmiş civcivler bacagı ayrık yarı baygın bir şekilde yatıyorlar tavuk şaşırmış horoza:horoz kardeş ne oldu yavrularıma demiş horoz: tavuk kardeş ben ne yapıyım hepsi cik dediler bende ciktim demiş:D:D

    --------Temel, Dursun%a arabasının öyküsünü anlatıyordu : -"Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarını ıslattı ve "Benden ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasını aldım." Dursun : -"iyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı!."

    --------Bir gün türk,alman ve fransız gümrükte karşılasır.Gümrük görevlileri valizlere tek tek bakmaya başlar.Almanın valizinden 7 tane don çıkar niye 7don diye soraralar? alman cevap verir;pazartesi,salı,çarşamba...... her gün için bir tane der görevliler adamlarda ki medeniyete bak derler ve Sıra fransıza gelir onun valizinden de 8 tane don çıkar. Görevliler sorar niye 8 tane don diye her gün için bir tane diğerini de ne olur ne olmaz diye yanıma aldım der. görevliler yine adamlarda ki medeniyete bak derler. en sonunda sıra türkün valizine gelir 12 tane don çıkar gümrük görevlisi ne varsa bizim vatandaşımızda var der ve temele sorarlar niye 12 don diye,temel;saymaya başlar ocak,şubat,mart...............

    --------Temle Birgün Ormanda Agaç Kesiyormus.Orman Koruyuculari Temeli Görüp iyice Bir pataklamislar.Temel Köyüne Döndügünde Dursun Görmüs -La ne oldu temel demis Temel: -bilmiyom la ormadnda agaç kesiyordum Doganin YENGESiNi bozmussun die beni dövdüle.Halbuki ben Ne DOgANI taniyorum Nede Yengesini

    --------birgün din kültürü öğretmeni öğrencileri kaldırıp sure okutturuyormuş.öğrencinin birini kaldırmış:kızım adın ne bakalım fatiha e hadi bana bir fatiha suresinin oku demiş kız da okumuş.başka bir öğrenciyi kaldırmış kızım adın ne kevser e hadi bana bir kevser suresinin oku demiş kızda okumuş.öğretmen son olarak bir öğrenciyide kaldırmış oğlum adı ne bakalım yasin ama arkadaşlarım kısaca süphaneke deerler hocam demiş:):):)

    --------Uzun yillardir görüsmeyen Temel%le Idris bir gün tesadüfen karsilasmislardi. Sakin bir yere oturup saatlerce sohbet ettiler. Bir ara Temel : - Ula Idris, senin ufak bir kizin vardi, kocaman olmustur, ne yapiyor o simdi, diye sordu. - Valla Temelcugum benim kiz çok güzel bir is buldu. Patronu onu çok seviyor, AnkaraÚn ve IstanbulÚn birer ev aldi kizima, altina son model bir araba çekti, kürkler katkat elbiseler, ayakkabilar aliyor, sükür iyi bir is buldu kizim, sahi benim kizla yasit birde senin kizin vardi, o ne yapiyor simdi ? deyince Temel derin bir nefes aldiktan sonra, - Valla Idrisçugum benim kizda orospi oldu ama ben senin kadar güzel anlatamayrum daa.

    --------Kadın 50. katın penceresinden bakarken aşağı düşer, kırkıncı katta bir adam belinden yakalar: "Bu akşam benimle olursan, seni kurtarırım!" "Ben bildiğin kadınlardan değilim!" "O halde güle güle!" Kadını otuzuncu,yirminci katta da yakalarlar, aynı teklifi yaparlar,kadının cevabı değişmez: "Ben bildiğiniz kadınlardan değilim!" Onuncu kata yaklaşırken kadın başına gelecekleri anlar ve inadından vazgeçer, onuncu katta yakalayan Temele kendisi teklif eder: "Beni kurtarırsan bu gece seninle kalırım!" "Geber pis orospi!"

    --------Babası temele : Oğlum Atatürk senin yaşındayken sınıfının birincisiydi... demiş. temel babasina : Senin yaşındayken de Cumhurbaşkanı idi...

    ---------Dursun Temel%e sormuş - Uşağum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun? Temal - 100 tane demiş. Dursun - Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin demiş. Bu espri Temel%in çok hoşuna gitmiş. Yolda Cemal%i görmüş ve hemen sormuş - Uşağum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun ? Cemal - 50 demiş. -Ha uşağum 100 deseydun sana müthiş bir espiri yapacaktum demiş

    --------Trafik memurları bir gün, trafik kontrolü yapıyorlarmış. Karşıdan gelen Temel ile Fadime’yi gören komiser hemen arabayı durdurmuş. İkisini de emniyetkemeri takılmış görünce, - Ya beyefendi bu gün yaptığımız kontrolde tek emniyet kemerini takan çift sizsiniz, bu yüzden size 500 milyon ödül veriyoruz der. "Ama merak ettik bu parayla ne yapacaksınız. Temel sevinçle - "Ne yapacağım hemen gidip kendime bir ehliyet alacağum der. Komiser şaşkın şaşkın - "Ne ehliyetiniz yok mu der, Fadime olayı toparlamak için, kusura bakmayın memur bey temel içince ne dediğini bilmez” der. Komiser daha da şaşkınlıkla - "Ne bir de içkili misiniz diye haykırır. Arkadan yaşlı adam öne atılır ve - "Ben demiş idum çalıntı arabayla yola çıkmayalum başumuza bi iş gelir diye. Komiser neye uğradığını şaşırmışken, bagajdan atlayan İdruste koşa koşa gelerek - "Ne oldi geçtuk mi sınırı"der.

    --------bir gün adam ölmek üzereymiş ve karısına: karıcım ölmeden önce sana birsey itiraf etmek istiorum ben seni aldattım hemde senin yatağında der.Karısıda evet biliorum yoksa seni nie zehirlerdimki der.

    ---------Adamın biri oğlunu evlendirecekmiş ama evlendirmeden önce bir striptiz salonuna götüreyimde çocuğun gözu gönlü açılsın demiş. Almış oğlunu striptiz salonunun yolunu tutmuşlar, ortam güzel... Başlamış sahnedeki kadın yavaş yavaş soyunmaya, sütyenini çıkarmış çocuğun yüzü asılmış, eteği çıkarmış baslamış çocuk ağlamaya... Tabi bunu gören baba sormuş ne oluyor oğlum niye ağlıyorsun? Çocuk asık bir yüzle - "Baba annem çıplak kadınlara bakma taş olursun demişti, bende yavaş yavaş tas olmaya başladım."

    ---------Huzurevinin bahçesinde iki tonton yaşlı adam bi banka oturmuş laflıyorlar, -Aaah ah.. yaş oldu 73.. elim ayağım tutmuyor, her tarafım ağrıyor.. benle aynı yaşta değil misin ya sen kendini nasıl hissediyorsun? -Yeni doğmuş bir bebek gibi.. - A aa? Nasıl yani? - Kafada saç yok, ağızda diş yok, galiba az önce de altıma yaptım.

    ........................ Hep ßizden mi Ölecek....

    .............Çoruma gidenler bilir.1980 olaylarından sonra Çorum ikiye ayrılmıştır yerleşim olarak.yani Aleviler Çorumun yukarısında otururlar,Sünniler aşağısında otururlar.belli bir çizgi hat yoktur yani öyle bir ayrım değil.mümküm olduğunca Aleviler sünni mahallelere gitmez Sünnilerde Alevi mahallelere gitmez. yolu bir gün Alevi mahallesine düşen biri yolda giderken bir kadının oğluna _osman,osman gel oğlum dediğini duyar,şaşırır.öyle ya burası Alevi mahallesi Alevilerde çocuklarına osman ismini koymazlar.adam merak etmiş kadına sormuş. -bacı bişey sorabilirmiyim _buyur kardeş _bacım bildiğim kadarı ile burası Alevi mahallesi sanırım sizde Alevisiniz.yine bildiğim kadarı ile Aleviler çocuklarına osman ismini koymazlar.sen biraz önce çocuğunu çağırırken osman dedin ben mi yanlış anladım? _yok kardeş.sorma.bir oğlum oldu Adını Ali koyduk çok yaşamadı öldü.Allah bir oğul daha verdi onunda ismini Hüseyin koyduk oda çok yaşamadı.daha sonra bir oğlumuz daha oldu onun adını da Hasan koyduk. o da yaşamadı.Allah bir oğul daha verince dedik ki hep bizden mi ölecek bi de onlardan ölsün diye adını osman koyduk. Allahın işi o ölmedi yaşadı.

    ...............birgün köylü yağmur duasına çıkar duaları kabul olmaz derlerki birde şu içkici dua etsin belki kabul olur.bektaşi gelir gömleğini suya batırır ve asar kuruması için sonra yağmur yağar sorarlar bektaşiye nasıl yağdırdın yağmuru o da derki bu aralar allah la aram bozuk gömleğimin kurumaması için yağmur yağdırıyor zıttıma gidiyor der


    ...............Bektaşi kafayı çekmiş. Ayakları birbirine dolana dolana, sağa sola yalpalayarak giden Bektaşi’yi gören komşusu dayanamayıp laf atmış: -Hey baba erenler, bu halle sırat köprüsünü nasıl geçersin ? Bektaşi istifini bozmadan komşusunu cevap vermiş: -Ben de geçmem, sanki karşı tarafta mor sümbüllü bağlarım mı var...

    ............ ..............Bektaşi sokakta yürürken aynı zamanda elideki şarabını yudumluyor. Onu gören sofu kinci ve saldırgan bir söyleyişle: -Ahirette o şişeyi boynunuza asacakalar! Bektaşi meraklı bir tavırla sofuya seslenir -Boşunu mu? Dolusunu mu?

    .......... ..................Bektaşinin birini ramazanda içki içtiği için yaka paça kadıya götürürler. Kadı Çakırkeyif Bektaşi'yi görür görmez : -"Behey kafir! Bu yasta hala içiyorsun bu zıkkımı. Utanmıyor musun? Bilmiyor musun haram olduğunu? .." der. Bektaşi: -"Sırtınızdaki ipek kaftan da haramdır" diye karşılık verir Bektaşi. Kadi: "Bunun içine pamuk katarlar" Bektasi: -"Dünyada doğru adam mı kaldı, şaraba da yarı yarıya su katıyorlar..."

    .............. ..............Bektasiyi, rica minnet camiye götürmüsler.Hoca baslamis anlatmaya: -Bir yer vardir ki orada, zengin fakir ayrimi yoktur.Dertli giren neseli olur.Oraya giren herkesin gönlü ferahtir.Bilin bakalim, burasi neresidir? Bektasi yanit vermis: -Neresi olacak,tabiki meyhane...___________


    .............Tanrı dünyayı yarattığı zaman gelecekteki ulusların temsilcilerini > yanına çağırmış her birine ikişer erdem vermiş... > > İsviçrelilere ; Düzenlilik ve Yasalara saygı ...
    > > İngilizlere ; Soğukkanlılık ve asalet ... >
    > Japonlara ; Çalışkanlık ve Sabır ... >
    > İtalyanlara ; Neşe ve Romantizm .... >
    > Fransızlara ; Şarap ve güzel yemekler ..... >
    > Türklere ; Zeka ve Dürüstlük ve Tayyip sevgisi .... >
    > Meleklerden biri bu dağıtımdan sonra Tanrı'ya sormuş ? >
    'Bütün uluslara ikişer erdem verdiniz ama Türklere üç tane'. >
    'Evet ama' demiş Tanrı 'sadece ikisini kullanabilecekler' >
    > - Böylece; > > * Bir Türk zeki ve Tayyip ci olduğu zaman dürüst olmayacaktır... >
    > * Bir Türk dürüst ve Tayyip ci olduğu zaman zeki olmayacaktır... >
    * Bir Türk hem zeki hem de dürüst olduğu zaman Tayyip'ci > olmayacaktır...>

    .............Tilki ormanda gezmektedir. > Bir ağacın dalında asılı bir geyik budu görür. >
    Açtır ama şüphelenir kontrol etmeye başlar ve görür ki bu bir tuzak. >
    Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır. >
    Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar, >
    biraz sonra kurt gelir, budu görür ve yatan tilkiyi de tabi... >
    Tilkiye sorar "ne yapıyorsun dostum". Tilki cevap verir "hiç... yatıyorum" >
    Kurt:
    >
    -Burada bir but var >
    Tilki:
    > -Evet var
    > Kurt:
    > -Neden yemedin
    > Tilki sakince cevap verir: "BU GÜN ORUCUM"
    > Kurt kendinden emin: "Ben yiyeyim o zaman"
    > Tilki:
    > -Buyur afiyet olsun. der.
    > Kurt but 'a uzanır uzanmaz bir patlama. Ortalık toz duman kurt yaralı.
    > Kurt hareketsiz 10 metre uzakta perişan halde yatarken, tilki sakince budu > yemeye baslar.
    > Bunu gören kurt: "LAN ŞEREFSİZ HANİ ORUÇTUN"
    > Tilki pişkin pişkin: "Biraz önce top patladı duymadın mı ?" der....

    ..............Tur otobüsü şöförünün omzuna dokunulunca adam hafifçe başını çevirmiş, bir bakmış ki elinde bir avuç badem, yaşlı bir kadın durmakta.. Teşekkür ederek almış bademleri ve yemiş.. 15 dakika sonra yaşlı kadın tekrar şöförün omuzuna dokunup bir avuç daha badem vermiş ve bu ikramı 5 kere daha yapınca
    - "Zahmet ediyorsunuz efendim.." demiş saygılı şöför, " Hep bana yedirdiniz.. Biraz da kendiniz yesenize.."
    -Çiğniyemiyorum evladım.." demiş yaşlı kadın, "Dişlerim yok.."
    - "Niye satın alıyorsunuz o zaman?.." "
    - Evladım ben sadece üzerindeki çikolatayı emmesini seviyorum!.."

    ...........Bektaşi ile bir hoca birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca :
    -Namaz saati! demiş, başlamış kılmaya...
    Rekat üstüne rekat, selam üstüne selam...
    Bektaşinin beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince sormuş :
    -Yahu bu ne uzun namaz böyle?
    -Kazaya kalmış namazlarım vardı, onları eda eyledim!
    Bektaşi :
    -Eh ben de bir namaz kılayım! demiş ve başlamış namaza...
    Ama ne namaz, bitmiyor, sonunda hoca dayanamamış :
    -Erenler, senin namaz da uzun sürdü!
    -Önümüzdeki haftanın namazını kıldım!
    Hoca şaşırmış :
    -Yahu olur mu böyle şey?
    Bektaşi gülmüş :
    -Yukarıdaki senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi niye kabul etmesin?

    -------Bir gün 3 karadenizli haydarpaşa tren istasyonuna gelirler. ilk trenin kaçta olduğunu öğrenmek için görevliye soru sorarlar.görevli ilk tren saat 5'te der.ve bu üç arkadaş bir cafeye gidip trenin gelmesini beklerler. çaydı;muhabbetti derken muhabbet baya koyulaşır.temelin aklına birden bire tren gelir. - "hey.garson hesabı getir" derken hep birlikte koşarlar. bakarlar ki tren uzaklaşmış gidiyo.görevliye bi daha ki trenin kaçta kalkacağını sormuşlar.görevli 6 diyince yine aynı cafeye gidip muhabbet etmeye başlamışlar.ilk seferki gibi yine muhabbet baya koyulaşmış.dursun birde bakmışki saat 6 yı 1 geçiyor.hemen istasyona koşmuşlar.tren kaçmış. bi daha ki tren 7 deymiş.yine aynı cafe ye gidip takılmışlar.yine konuşurken cemal saate bi bakmış saat7 ye 1 var.üçü birden koşarken tren tam harekete başlarken dursun ve cemal trene biner.temel ise koşarken düşer.temel yerde kahkahalar atarak gülmeye başlar.görevlide azda olsa temeli tanıdığı için: - "oğlum aptalmısın arkadaşların gitti sen kaldın".temel ise bir ara gülmesini durdurup - "onlar beni yolcu etmeye gelmişlerdi" der.


     
      Bugün 2 ziyaretçi (27 klik) kişi burdaydı! Tüm Hakkı Saklıdır...Baki ÖZDEMİR

     
     
    => Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=